22.01.2004 - 14.03.2004

d Grubu / 1933-1951

Yapı Kredi Kültür Merkezi

  • nurullah-berk-940

“d Grubu”; Nurullah Berk, Zeki Faik İzer, Elif Naci, Cemal Tollu, Abidin Dino ve Zühtü Müridoğlu gibi isimlerin bir araya gelerek oluşturdukları sanat tarihimizin ilk grup etkinliği... Güzel Sanatlar Birliği (Osmanlı Ressamlar Cemiyeti), Yeni Ressamlar Cemiyeti, Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar  Birliği’nden sonraki dördüncü sanat topluluğu... Grup, bu nedenle simge olarak Latin abecesinin dördüncü harfi “d”yi  seçmiştir.

Zamanla Turgut Zaim, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Eren Eyüboğlu, Eşref Üren, Arif Kaptan, Halil Dikmen, Sabri Berkel, Salih Urallı, Hakkı Anlı, Fahrünnisa (Fahr el nissa) Zeid, Nusret Suman ve Zeki Kocamemi’nin de katılımıyla grup üyelerinin sayısı artmış, Léopold Lévy, Şeref Akdik ve Cemal Nadir Güler de yapıtlarını birer kez grupla sergilemişlerdir.

Grup, Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği ile birlikte Cumhuriyet'in genç sanatçı kuşağını temsil etmiş, dönemin görsel sanatlarında etkili bir rol oynamıştır. Grup üyelerinin çoğu Paris'te çeşitli atölyelerde çalışmış, özellikle André Lhôte'un ‘kübist’ ve ‘yapısalcı’, Fernand Léger'nin ‘sentetik kübist’ biçim anlayışını, ‘yaşayan sanat’ söylemiyle Türk sanat ortamına sokmuştur.

Özellikle 1930’lu yıllarda devletin halkçılık ve ulusçuluk programı doğrultusunda sanata ‘yeni’ ve ‘ulusal’ bir yön verilmesine katkı sağlamıştır. CHP Hükümeti'nin çağdaşlaşma isteğine paralel olarak Batıdaki yeni akımlardan yararlanmış, düzenlediği sergilerle ‘yeni’ sanatı halka göstermeyi amaçlamıştır. 1960 yılında düzenlenen son sergiyle birlikte yurtiçinde on altı sergi açan grup, yurtiçinde ve yurtdışında da birçok sergiye grup adı ile katılmıştır. 

Bu yıllar arasındaki tartışmalar ‘ulusal sanat’, ‘yeni sanat’ ve ‘yaşayan sanat’tır.

Bu başlıkların açılımı; geçmişten/kaynaklardan yararlanma, Batı öykünmeciliğinden kurtulma ve sanatı devrimin hizmetinde ideolojik bir alana dönüştürme ya da Türk rönesansını gerçekleştirme isteği şeklinde belirlenebilir. Türk ulusu değişen görüntüsünü ancak yeni teknikler, yeni anlayışlar/akımlar kullanarak doğru ifade edebilirdi. d Grubu Avrupa’da toplumsal, siyasal, kültürel değişimlerin sonucu olan “düşünce sanatı”nı savunurken, kübizmin bunu anlatmak için en uygun dil olduğuna inanıyordu. d Grubu’nun etkin olduğu yıllar, grup sanatçıları arasında da zamanla bazı düşünce farklılıklarına yol açıyordu.

Sanat yazılarıyla da çağdaş Türk sanatında etkin rol oynayan d Grubu üyeleri, bugün hâlâ sürekli tartışılan bir yerin de sahibi olmuşlar, 1950’li yıllarda yaygınlaşmaya başlayan ‘soyut’ sanat tartışmaları içinde de yer alan sanatçılar,  daha sonra çalışmalarını kişisel olarak sürdürmüşlerdir.

Sergiden Seçmeler